ETKİ MEKANİZMASI

Gümüş antik çağlardan bu yana kullanılmakta olan doğal, çok amaçlı tedavi aracıdır. Bakteriyel enfeksiyonları güvenli ve katkısız şekilde, antibiyotiklerin aksine bağışıklık sistemine zarar vermeden iyileştirmektedir. Düzenli antibiyotik kullanımı hastalığa sebep olan bakteri türlerinin direnç kazanmasına ve ilaçların yetersiz kalmasına sebep olurken, kişinin bağışıklık sistemini de ciddi oranda zayıflatmaktadır.

Gümüş 20.yüzyılında başında tıbbi piyasadan büyük oranda kaybolmuştur. Bunun başlıca sebepleri arasında gümüşün patentlenemiyor olmasından kaynaklı ilaç sanayicileri için ciddi bir gelir kaynağı olamaması ilk sırayı çekmektedir. Ayrıca o dönem üretim maliyetlerinin yüksek olması Gümüş Suyunu geri plana çekmiştir. Ancak günümüzde modern laboratuvarlarda yapılan testler (ör: National Center for Biotechnology Information – Maryland, Amerika Birleşik Devletleri,   UCLA School of Medicine – Kaliforniya, Amerika Birleşik Devletleri) sayesinde gümüş “çok amaçlı bakteri öldürücü” şöhretini geri kazanma sürecindedir. MRSA gibi antibiyotiğe dirençli “süper bakterileri” ve 650 yaygın ve endemik farklı patojeni, yani hastalığa sebep olan virüs, bakteri, mikrop ve mantar cinsini öldürdüğü bilinmektedir. Herhangi bir yan etkiye sebep olmadan, bağışıklık sistemini destekleyerek direkt olarak patojenlere karşı etki göstermesiyle, her ne kadar ilaç lobilerinin baskısına maruz kalsa da dünya çapında çok sayıda bilimsel araştırmalar yapılmaktadır. Söz konusu bilimsel çalışmalara ve makalelere sitemiz içerisinde şurada yer verilmektedir.

Gümüş tıbbî uygulamalarda ve ilaç üretiminde binlerce yıldır, Kolloidal Gümüş ise 1900lerin başından bu yana farklı formlarda kullanılmaktadır. Gümüşün farklı formları ve bileşimleri ile güçlü anti mikrobik etki gösterdiğine dair birçok kanıt bulunmaktadır. Sürekli ve tutarlı performansı bilimsel ve tıbbî literatürde yerini almıştır. Örneğin yenidoğan bebeklere doğumdan hemen sonra hastanelerde damlatılan göz damlası “Gümüş Damlası”dır.

 

 

Kolloidal Gümüş Nasıl Etki Eder?

Gümüş Suyu, bakteri, virüs, mantar gibi her türlü patojene karşı etkili olan çok güçlü bir antiseptik üründür. İsveçli bitki bilimci Karl Wilhelm von Nageli’nin ‘Oligodinamic Effect’  adlı çalışması halen günümüz uygulamalarına ışık tutmaktadır.  Metal iyonları sahip olduğu yüksek biyosital etki sayesinde bakteri, mantar, su yosunu, küf ve maya gibi mikroorganizmaların yaşamasına izin vermez.

Pozitif yüklü gümüş iyonları (Ag+) kan dolaşımı ile vücudun her noktasına iletilir. Vücudun kendi hücreleri ve faydalı bakteriler de pozitif elektrik yüküne sahiptir. Zararlı olan patojenler ise negatif yüklüdür. Bu sebeple vücuda faydalı mekanizmalar gümüşten zarar görmez. Ulaştığı her noktada negatif yüklü bu patojenleri etkisiz hale getirir. Bu etkiyi 4 farklı şekilde tesis eder:

  1. Bakterileri oksijensiz bırakarak: (Katalitik Oksidasyon) Gümüş doğası gereği oksijen ile direkt olarak bağlanır. Günlük hayatta da bu durumla karşılaşmaktayız. Evimizdeki gümüş süs objelerinin veya takı amaçlı kullandığımız bileklik, kolye ve yüzük gibi gümüş eşyalarımız kısa sürede kararma yaptığını fark ederiz. Yani havada bulunan oksijenle tepkimeye girerek oksitlenir. Vücut içerisinde de kanda bulunan oksijen ile birleşir. Gümüşoksit molekülleri, bakteri ve virüsleri sarmalayan ‘SÜLFHİDRAL’ gruplarıyla etkileşime girer. Bunun neticesinde hücresel solunum durur. Hücresel solunumun durmasıyla, bakteri besinlerdeki biokimyasal enerjiyi,  ATP (adenozin tri-fosfat) ‘ye çeviremez. Oksijen ve besine erişemeyen bakteri kısa süre içinde ölür.

 

  1. Bakteri membranına yapışarak: Gümüş partikülleri, bakteri ve mikropların hücre duvar yüzeyine yapışır. Bu durum patojenlerin elektrik yükünü bozar. Dolayısı ile vücudumuz tarafından salgılanan, vücudumuzu savunun antikorlara/beyaz kan hücrelerine karşı savunmasız kalan bakteri ve mikroplar etkisiz hale gelir. Aynı zamanda dış ortamdan da madde alışverişini keser.

 

  1. DNA’ya bağlanarak: Patojen içerisine giren gümüş partikülleri, özellikle virüslerin DNA dizilimine eklenerek virüsü etkisiz hale getirirler. DNA eşlemesi/kopyalaması yapamayan virüs deaktif hale gelir. Bilim adamları C.L. Fox ve S.M. Modak tarafından yapılan çalışmalar neticesinde; saf su içerisinde dahi üreyebilen (yani hiçbir gıdanın bulunmadığı su) ‘Pseudomonas aeruginosa’ adlı tedavisi çok zor olan bakteri türü üzerinde yapılan testlerde, gümüşün; DNA yapısı içerisindeki hidrojen bağlarını bozmadan ve DNA sarmal yapısına zarar vermeden bakteri DNA’sına bağlandığını ve DNA açılmasını engellediğini ve bakterinin çoğalmasına engel olduğunu kanıtlamışlardır. Yani gümüş zararlı bakterilerin ve virüslerin hücresel çoğalmalarını durdurmaktadır.  Bkz: İlgili çalışma

 

  1. Enzim yapısını bozarak: Patojen içerisine giren gümüş partikülleri, hayatî enzimlerin salgılanmasını durdurarak da etkisiz hale getirir. Bakteriler ve mikroplar kendi hücreleri içerisindeki biokimyasal faaliyetlerini devam ettirebilmek için bazı enzimlere ihtiyaç duyarlar. Bu enzimler çalışabilmek için moleküler  yapılarında metalik atomlar bulundurur.  Yüksek ‘valans’ değerine sahip bir metal, enzim yapısı içerisindeki düşük ‘valans’  değerine sahip bir diğer metal ile yer değiştirebilir. Ki bu durum enzim fonksiyonunun doğru işlemesine engel olur. Gümüş yani pozitif yüklü Ag molekülleri kendisinden daha düşük veya eşit değerliğe yani ‘valans’ değerine sahip daha zayıf atomik bağları olan bir diğer metal ile yer değiştirebilir.
Your browser does not support the canvas element.